Yaşanan süreçte olası provokasyonlar
MotheuS Tarih 27 Temmuz 2010
2002’de iktidara gelen AK Parti iktidarına karşı Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki birtakım unsurların bazı darbe girişimlerine başladıkları herkesin malumu. Ergenekon kapsamında adını duyduğumuz Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven artık yalanlanmıyor bile.
Adı darbe tertipleriyle anılan komutanlarla aynı görüşte olanların savunma mekanizması ise çok basit: “Darbeyi konuşmuşlar ama yapmışlar mı? Yapmamışlar. Demek ki ortada darbe yok.” Zevahiri böyle kurtarmayı umanların en azından mantıkları çok hatalı. Darbeyi konuşmak ordu içinde cunta faaliyetleri var demektir. Cunta oluşturmak ceza yasasına göre suç teşkil eder. Peki bu insanlar bunu bilmeyecek kadar cahiller mi? Değiller elbette ama ortada gerçek ve ciddi gibi duran bir mesele varken başka ne diyebilirler ki?
Buna benzer mantık hatasını şimdi Balyoz Darbe Planı’yla anılan komutanlar yapıyorlar. Eski 1. Ordu Komutanı Çetin Doğan kendisine atfedilen suçlamaları elbette kabul etmiyor. Ortaya çıkan ses kayıtlarını inkar etmiyor, ama bu bir plan semineridir diyor. Cami bombalamak, komşu ülkelerle savaş çıkartmak nasıl bir plan semineridir belli değil. Sonra da çok sevdiği ana haber sunucularının karşısına çıkıp darbe yapmak alçaklıktır, kabul edilemez diyor.
Çetin Doğan öyle diyor da, kimse ona 28 Şubat neydi, siz orada aktif olarak görev aldınız, illegal Batı Çalışma Grubu’nun başıydınız demiyor. Demokrasiye zerre inanmayan, darbeye ant içmiş, Tayyip Erdoğan gitsin de nasıl giderse gitsin mantığındaki bir asker. Balyoz darbe planında yer alan Çetin Doğan ve halen yargılanmaları süren diğer general ve muvazzafların suçlu olup olmadığına hakimler karar verecek. Şu anda yeniden tutuklanmaları istenen emekli ve görevdeki 102 askerin akıbeti ise belli değil. Çünkü halen görevde olanlar, hatta kritik bölgelerde komutanlık yapanlar var.
Ne enteresandır ki, 102 askere bulundukları yerde gözaltına alma kararı çıktıktan sonra önce İnegöl, sonra Hatay Dörtyol olayları patlak verdi. Gerçi biz bu filmi çok gördük. Ne zaman kritik bir olay olsa –Cumhurbaşkanlığı seçimi, referandum süreci vb –bu tür olaylar hemen patlak verir. Burada da amaç çok belli.
Bu tür provokasyonlarla hükümeti güçsüz düşürmek. Şu anda yapılan bütün referandum anketlerinde evet açı ara önde gidiyor. Peki bunu tersine çevirmek için ne yapmak gerekir? Ülkenin belirli yerlerinde Türk-Kürt çatışması üzerinden gerginlik yaratıp, “Bakın görüyor musunuz, ülkede kimsenin can güvenliği yok. Her gün şehit veriyoruz” demek. Öte yandan Kürtlere de bu işlerin bütün faili olarak hükümeti gösterilecek. Vatandaş da böylece referandumda oyunu hayır’lara vesile kılacak.
Bu tür provokasyonlara her yerde, bütün Türkiye’de hazır olmak lazım. Ergenekon ve Balyoz kafasının yapamayacağı şey yoktur. Ayrıca biz buna benzer süreçleri çok yaşadık. Hatırlayın, 2007 cumhurbaşkanlı seçimleri ve genel seçimler öncesi terör olayları çok artmıştı. Hrant Dink cinayeti, zirve yayınevi katliamı, 2006’daki Danıştay saldırısı bunlardan birkaçı. Ülkenin her yerinde bombalar patlıyordu. Hatta hükümeti Kuzey Irak’a operasyon yapması için teşvik edenler (!) bile olmuştu. Çok şükür hükümet bu gazlara gelmemişti.
Şu an geçtiğimiz süreçte çok ünlü simalara, kurumlara bile çeşitli saldırılar olabilir. Yurdumuzun birçok yerinde her türlü kötü olay cereyan edebilir. Çünkü bugüne kadar ülkemizde kafasına estiğini yapmak, fitne çıkarmak isteyenlerin sayısı az değil. Geçmişte 6-7 Eylül’ü, Maraş olaylarını, Madımakları vb planlayan ve uygulayan kafa buydu.
Ve bu kafa istediğini elde etmek için her yolu deneyecektir. Ee, elbette bu dünyada şeytan olacaktır. Önemli olan şeytanın oyununa gelmemektir.
Not: Sitemizde bulunan bu ve buna benzer bilgilerin birçoğu alıntıdır. TRSohbete.Org, kullanıcıları tarafından geliştirilen bir site olduğu için yazılardan sorumlu değildir.

Facebook'ta Paylaş